Ders kitaplarını kim, kimin için hazırlıyor?
Ders kitapları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen kanun ve yönetmeliklere göre hazırlanmaktadır.
Başlıktaki soruyu tuhaf karşılayanlarınız olabilir. Çünkü sorunun cevabı herkesin bildiği gibi gayet açık ve nettir. Ders kitaplarını eğitim konusunda yetkin kimseler; kanun ve yönetmeliklere göre içerisindeki toplumdaki fertleri yetiştirmek üzere hazırlarlar.
İşte asıl mesele buradan sonra başlamaktadır. İsterseniz soruyu biraz daha geniş şekilde cevaplayarak açıklayalım. Ders kitapları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen kanun ve yönetmeliklere göre hazırlanmaktadır. Devlet veya özel sektör tarafından hazırlanan her öğretim kademesindeki ders kitabı, MEB Talim ve Terbiye Kurulu tarafından belirlenen esaslara göre incelenmekte ve belli sürelerle okullarda okutulmasına izin verilmektedir. Şu an devletimiz tüm okullardaki öğrenci ders kitaplarını ücretsiz dağıttığı için de yapılan anlaşmalarla kurulca kabul edilen kitaplardan devlet veya özel sektörce hazırlananlar satın alınıp öğrencilere ulaştırılmaktadır.
Son günlerde devlet memurlarının serbest kıyafet meselesi hoş olmayan durumlar nedeni ile tekrar gündemdedir. Bir dönemin dayatması sonucu yıllarca kamuda çalışan kadın memurlara başı açık görev yapma zorunluluğu dayatılmış; fakat sivil toplum örgütlerinin de katkıları ile bu haksız uygulama kaldırılmış, yapılan düzenleme ile halihazırda devlet memurları başörtülü olarak görev yapabilmektedirler. Fakat serbest kıyafet mevzu erkek memurlar için daha netleşmemiştir. Sendikaların aldığı eylem kararları dolayısı ile memurlar ve amirleri sık sık karşı karşıya gelebilmektedirler.
Bu noktada başlıktaki meseleye dönmek ve dikkatlerinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Oğlum şu an ilkokul üçüncü sınıf öğrencisidir. İlkokulların ilk üç sınıfında hepinizin bildiği üzere Hayat Bilgisi dersi yer almaktadır. Bu ders, adından da anlaşılacağı üzere öğrenciyi (çocuğumuzu) hayata hazırlayan temel derslerin başında gelmektedir. Hayat Bilgisi dersi ilk üç sınıfta “Okul Heyecanım, Benim Eşsiz Yuvam ve Dün, Bugün, Yarın” olmak üzere üç tema üzerinden işlenmektedir. Her sınıf seviyesine göre temalar basitten zora doğru öğrencilere kazanımlar hâlinde verilmektedir. Üşenmedim, oğlumun Hayat Bilgisi Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı’nı tek tek sayfalarını çevirerek inceledim. Kitapta okuldaki geçirilen vakitler, çalışanlar, meslekler, aile büyükleri, bayramlar, insanın gelişimi… gibi konular işlenmekteydi. Konular nerede ise her sayfada konuyu destekleyici görsellerle (Çizim resimler, fotoğraflarla) desteklenmekte idi.
Şimdi sıkı durun kitabın tamamında tek bir tane başörtülü resim yoktu. (Bir tane vardı; onu konunun sonunda açıklayacağım.) Çalışan kadınların tümü başı açık kişilerden oluşuyordu. Dini Bayramlar konusundaki yaşlı babaanne, anneanne bile başı açık beyaz saçlı, gözlüklü kişiler şeklinde resimlenmişti. Milli bayram kutlamalarında okulda çekilen fotoğraflarda dahi katılımcılarda bir tane başörtülü kadın yoktu; izleyicilerin hepsi başı açık kişilerdi. Öğrenci, çocuk, yetişkin hemen hemen her görsel televizyon ekranlarından fırlamış, farklı dünyaların insanlarını betimliyordu.
Sanki bu ders ve öğrenci kitapları içerisinde yaşadığımız bir toplumu değil de, dünyada, ülkemizde yaşamayan uzaydaki farklı bir toplumu resmeder hava içerisinde idi.
Hayat Bilgisi ders kitabındaki başörtülü tek resim tahmin ettiğiniz gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyda Hanım’a ait olan resimdi.
Gördüğüm bu garip durumu farklı branşlardaki öğretmen arkadaşlarla da paylaştım. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretmeni arkadaşlar, bizim kitaplarımızda da durum farklı değil dedi. Türkçe dersine giren, İngilizce dersine giren, Arapça dersine giren… öğretmen arkadaşlar da durumun kendi ders kitaplarında da farklı olmadığını ifade ettiler.
İşin garibi hiçbir arkadaşım, hiçbir veli de bu durumun toplumun gerçekleri ile örtüşmediğini, yanlış bir algı oluşturduğunu, değişmesi gerektiğini söylemiyordu. Ders kitaplarının görsel olarak böyle düzenlenmesini normal, hatta sanki bir gereklilikmiş gibi düşünüyorlardı. Fakat ben konuyu biraz deşince “Doğru söylüyorsun. Aslında çok garip bir durum. Bunun normalleştirilmesi gerekli.” diye bana hak vermeye başladılar.
Şimdi bizler böyle bir algı ile yetişen ve yetiştirilmeye devam eden nesillerden serbest kıyafet, insanların tercihlerine saygı, hoşgörü bekliyoruz. Bu algı ile yetişen yetkili veya yetkisiz kişiler, tek kalıptan çıkmışçasına insanların giyim kuşamına, saçına sakalına… müdahaleyi sizce kendilerinde bir hak olarak görmezler mi?
Evet sevgili okurlar daha medeniyet yolunda katetmemiz gereken çok uzun bir yol var. Atalar ne demiş, zararın neresinden dönersek kârdır. Bu toplumun güzel insanlarına, iyi ve hak ettikleri bir hayat yaşamalarını sağlamak için canla başla çalışmalıyız. Ayrıntı gibi görünen bu konular gündeme alınmalı, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Hepinize iyi bir hafta sonu diliyorum. (10.4.2015)