Memurların yeni anayasadan beklentileri
Memurların yeni anayasadan beklentileri tam olarak ifade edilemiyor.. Memurlar ve diğer çalışanlar, bu konuda daha somut önerilerle kamuoyunu bilgilendirmelidir.
Anayasalar milletlerin birlikte yaşama iradesinin ve tüm
ülkenin beraberliğinin en önemli belgesidir. Tüm farklılıklara,
azınlıklara, her görüş ve inançtan insana ortalama bir hayat vaat
etmenin, bu şartları güvence altına almanın diğer adıdır
anayasalar.
Yıllardır, ülkemde bir anayasa tartışmasıdır gitmektedir. Osmanlı
devleti zamanından beri anayasa çalışmaları hep sancılı geçmiştir.
Birinci ve ikinci meşrutiyet, anayasa anlamında devrin şartlarına
göre yazılmış anayasalardır. Cumhuriyet kurulduktan sonra da yine
şartların önemine binaen devleti önceleyen anayasalar
yapılmıştır.
"LEŞ KARGALARI..."
Elbette yeni kurulan bir devlette, leş kargalarının acımasız ve
haksız saldırıları karşısında devletin öncelenmesi anlaşılabilir.
Bu şartların değişmesi, zihinlerin de değişmesini gerektirir; fakat
ülkemizde anayasa çalışmaları sivil bir bakışla ele alınamamıştır
ve alınamamaktadır. Esasında sivil ve demokratik bir anayasa
toplumun tüm kesimleri için büyük önem arz etmektedir.
Öncelikle ülkemizin ortak vatandaşlık duygularını pekiştirecek ve
insanların tüm farklılıklarına rağmen Türkiye vatandaşlığını
özendirecek bir üst kimlik oluşturmalıdır yeni anayasa. Kimse hangi
ırktan, hangi ana babada, hangi bölgede doğacağına kendisi karar
vermemiştir. Bu noktada ilahi kudretin kulli iradesi tek
belirleyicidir. İnsanın kendisinin seçmediği bir konuda övülmesi
veya yerilmesi gereksiz ve ilke bir tutum alacaktır.
"İPE UN SERMEK..."
Ülkemiz, Osmanlı bakiyesi bir ülkedir ve farklılıkları
bünyesinde barındırmaktadır. Balkanlardan Orta Asya’ya, Orta
Doğu’dan Afrika’ya kadar her bölge insanı, Türkiye’de bir olmuş ve
barışın yaşayan örneklerini teşkil etmişlerdir. Hal böyle iken
neden tüm tarafların memnun olacağı bir anayasa yapılamamaktadır?
Acaba halk mı istememekte yeni ve demokratik bir anayasayı yoksa
anayasa yapmakla görevlendirilen vekiller mi ipe un
sermektedir?
Anadolu’nu her tarafında hatta tüm Türkiye genelinde halkın bu
konuda çok daha makul ve anlaşılabilir bir olgunluk seviyesine
ulaştığı söylenebilir. Sokaklar, şimdiden büyük oranda yeni ve
demokratik bir anayasa konusunda ittifak etmektedir. Esasında halk
arasında yaşam tarzları ve inanç çeşitleri açısından ileri seviyede
bir hoşgörü ve anlayış da oluşmuştur. Bu durum hem büyük şehirlerde
hem de Anadolu’nun her köşesinde böyledir. İstisnai bazı olayları
vakayı adiyeden kabul etmek gerekmektedir.
"EVREN PAŞALARA MI İHTİYAÇ VARDIR..."
O halde problem, halkın bu anlayışı ve ferasetini iyi anlayamayan
ve kullanamayan zat-ı muhteremlerdedir. İlla bir darbe sonucu
anayasa yapabilen bir millet gibi algılanmak ya da itham edilmek
çok acı bir durumdur. Memurların yeni anayasadan beklentileri tam
olarak ifade edilemiyor kanaatindeyiz. Memurlar ve diğer
çalışanlar, bu konuda daha somut önerilerle kamuoyunu
bilgilendirmelidir. Memur ve işçi sendikaları ideolojik
yaklaşımların ötesinde insan ve çalışan merkezli bir bakış ortaya
koymalıdır. Acaba Evren paşalara mı ihtiyaç vardır ülkenin uzlaşma
ve birlikte yaşama metnini hazırlamak için?
Memurların yeni anayasadan beklentileri tam olarak
ifade edilemiyor kanaatindeyiz. Memurlar ve diğer
çalışanlar, bu konuda daha somut önerilerle kamuoyunu
bilgilendirmelidir. Memur ve işçi sendikaları ideolojik
yaklaşımların ötesinde insan ve çalışan merkezli bir bakış ortaya
koymalıdır. Öncelikle memurlar, sağlıklı bir iş güvencesi
uygulaması beklemektedir. Amirin ve atamaya yetkili kişilerin
inisiyatifine terk edilmiş bir memur anlayışı, artık kabul edilecek
bir anlayış değildir.
Özlük ve özgürlük anlamında ülkenin potansiyeli dikkate alınarak
kurulacak bir sistem, tüm çalışanların beklentisidir. Ödül, yer
değiştirme, kariyer basamakları, akademik ve pedagojik gelişmeye
fırsat verme, çalışma süreleri, emeklilik şartları anlamında
uygulanabilir bir yaklaşım, her çalışanın beklentisidir.
Öyle bir planlama yapılmalı ki, yamalı bohçaya
dönmeyen ve istikrarın simgesi olan bir Anayasa ve yasa hatta
yönetmelik ve tüzük kültürü ortaya çıksın. Bir kurum,
kişilerin adıyla ve yönetim tarzıyla yönetilmemeli, sistemlerin ve
kurum kültürünün etkisiyle yönetilmelidir. Bir çalışan amirine göre
değil ülkesinin, kurumunun oluşturduğu prensiplere göre kendisini
şekillendirmelidir. Atama, yer değiştirme, yükselme ve başka
kurumlara geçiş; kişisel başarıya ve üretkenliğe daha fazla önem
veren bir yapıya kavuşmalıdır.
Bu yazının tüm hakları
Memurhaber.com'e aittir. "www." biçiminde aktif bağlantı
kurulabilir, açık kaynak gösterilmek kaydıyla içerik
kullanılabilir. Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için
yasal takip yapılacaktır.