BIST 10.857
DOLAR 42,41
EURO 49,18
ALTIN 5.639,18
YAZARLAR

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası başka bahara kaldı!

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası başka bahara kaldı!

Adnan Ağır
Adnan Ağır[email protected]

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU BAŞKA BAHARA KAL(MA)DI !..

Tam bir yıl önceydi. TBMM’de kabul edilen İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıktığında pek de ses getirmedi. Getirmedi çünkü, işverenler bu Kanun nedeniyle nasıl bir maliyetle karşılaşacaklarını bilemiyorlardı. Kanunun kademeli olarak yürürlüğe girdiği anlaşılınca kamuoyunda farkındalık artmaya başladı.
Aslında Kanun 1.1.2013 itibariyle yürürlüğe girdi, bazı maddeleri de 1.7.2013 ve 1.7.2014 olarak hayata geçecekti.

1.7.2013 tarihi yaklaştıkça hem işverenlerde hem de bu alanda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerde bir hareket başladı. 6 Temmuz 2013 günü sabaha karşı TBMM’de kabul edilen ve torba yasada bulunan maddeler ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurma ile ilgili husus, çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre 1.1.2014 ve 1.7.2016 şeklinde tehir edildi.

ILO VE AB PENCERESİ

ILO ve AB aslında bu Kanunun çıkmasından memnun idiler. Çünkü, 89/391 sayılı Direktife uygun bir Kanun’du, işçi ve memur ayrımı ortadan kalkıyordu, sayı ve sektör ayrımı diye bir şey artık olmayacaktı, işte bu yüzden dış dünya olaya olumlu bakmıştı. Şimdiki öteleme ise onları çok fazla ilgilendirmiyor.

HÜKÜMET PENCERESİ

AK Parti Hükümeti; ILO, AB ve kendi çalışanını düşündüğü için bu Kanunu hükümet tasarısı olarak TBMMM’ye getirdi ve 20.6.2012 günü bir gecede yasalaştı. Ancak, yürürlük tarihi yaklaştıkça fark etti ki ülke ve işveren hazır değil, çok düşündü, ama birazcık tehir etmek için torba yasayı getirdi. Ben ce de doğru yaptı. Zaten bu tür şeyler artık alışa geldiğimiz konulardı, çünkü aynı şey Türk Ticaret Kanununda da olmuştu. Aceleyle yapılan her iş, sonunda bu gibi şeyleri ortaya çıkarıyor.

SAĞLIK BAKANLIĞI PENCERESİ

Tam gün yasası sebebiyle kamudaki hekimler haliyle serbest çalışamıyorlar, işyeri hekimliği yapamıyorlar dolayısı ile ek gelir elde edemiyorlardı. Ülkedeki hekimlerin patronu ve söz sahibi Sağlık Bakanlığı olduğuna göre bu işyeri hekimliği meselesini gündemine almak zorunda idi. Çünkü, son iki yılda yaklaşık 6.000 hekim istifa ya da emeklilik yolunu seçerek serbest piyasada rol almak istemişti. Bir taraftan aile hekimliği sistemi, bir taraftan sağlıkta dönüşüm projesi diğer yandan işyeri hekimliği meselesi, ne yapsın Sağlık Bakanlığı. Baktı ki, kendi sistemi aksayacak, o halde tam günde esneme getirip 30 saat işyeri hekimliği imkanı tanındı. Bu 30 saat formülünü kim buldu şaşarım aslında. Kamu personeli haftada 40, ayda 160 saat çalışıyordu zaten. Eğer mesele fazla mesai ise bunun adı da ayda 217 saattir. 57 saat daha çalışma imkanı varsa neden 30 saattir, bunun izahı gerekir. Gerçi mesai saatlerinin dışında yapılan işyeri hekimliği sadece kağıt üstünde kalacaktır. İşveren de mesai saatleri dışında hekim istemiyor ki. Bir taraftan piyasayı rahatlatmak açısından doğru bir adım atılırken diğer taraftan uygulamada olmayacak bir yeni sistem kuruluyor, sadece kamu hekimleri biraz daha para kazanacak o kadar.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI PENCERESİ

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununu çıkarırken çok umutlu idi. Çünkü, devrim niteliğinde bir Kanun’du da ondan. Ancak; baktı ki, yeteri kadar işyeri hekimi yok, iş güvenliği uzmanı yok, hele hemşire hiç yok. Bir yandan da işverenlerin feryadı ki bana göre haklılar. Çare, birazcık tehir. Bu tür tehirler hep yeni tehirleri getirecektir. Önümüzdeki sene iki seçim birden var, kim göze alacak iş dünyasını karşısın almayı. 2015 yılında genel seçim var, bekleyip hep birlikte göreceğiz, tahminim, ya yeni ötelemeler gelecek ya da öteleme olmasa da pratikte bu Kanun zor uygulanacak.

İŞVEREN PENECERESİ

Artan girdi maliyetleri, yüksek vergi oranları, yüksek SGK primleri derken devlet adamın kazancını kafadan % 70 ortağı. Bu kadar zor şartlarda para kazanmaya gayret eden iş dünyasına bir de iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili ek maliyetler bindiğinde isyanları da oynar, sokağa da çıkar. Elbette iş sağlığı ve güvenliği çok önemli ama bir apartmanla, bir küçük bakkalla, Tofaş fabrikasını ayırt etmek gerekirdi. Bence işverenler sonun kadar haklılar. Devletin vereceği destek de beklentileri karşılamadı o da içi doldurulamaz bir uygulama olup gidecek, hatta kayıt dışılığı artıracaktır.

İŞÇİ PENECERESİ

Bağımsız bir iş sağlığı ve güvenliği kanunum oldu diye sevinmişti. Gerektiğinde çalışmaktan kaçınma hakkını bile kullanacaktı. İşyerine düzenli olarak hekim ve uzman gelecekti, kazalar azalacaktı, meslek hastalıkları ortaya çıkacaktı vs, vs. İşçi sendikaları bu Kanunun ötelenmesini istemediler ama hükümet dengeyi kurmak zorunda idi ve tercihini işverenden yana yaptı. İşçi kardeşlerimizin beklentileri bir başka bahara kaldı.

ORTAK SAĞLIK VE GÜVENLİK BİRİMLERİ PENECERESİ

Yeni bir sektör doğuyor diye şirketler kuruldu, hekimler istifa etti, iş müfettişleri emekli oldu, derken 800’leri bulan OSGB dünyaya geldi. Ülkeye olan yatırım maliyetini hesaplamaya gerek yok. Bunların çoğu da 50’nin altındaki işletmeler için hayal kurmuştu. Ama Kanunun 6 ay bile ötelenmesi, bu şirketlerin iştahını kesti. Yılsonuna kadar bunların yarısı kapanacaktır diye düşünüyorum.

EĞİTİM KURMLARI PENCERESİ

Ülkenin iş güvenliği uzmanı ihtiyacını düşünerek bu sektör para kazandırır düşüncesiyle 200’ü bulan eğitim kurumu açıldı. Tekirdağ’dan Van’a uzanan bir yelpazede hemen her ilde artık bir eğitim kurumu var. Oysa ki, 2014 sonunda bu şirketlere ihtiyaç kalmayacak ve çoğu kapanmak zorunda kalacaktır. İlk yıllarda bu sektöre girenler ciddi rakamlar kazandılar mı? evet. Türk insanı gördüğünü yaptığı için herkes bu alanı seçti ve kıyasıya bir rekabetle birbirlerini ortadan kaldıracaklardır.

BİREYSEL HEKİMLER VE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARI PENCERESİ

Hemen herkes, gelecek planlarını ve emeklilikle ilgili programlarını bu kanuna göre yapmıştı, çünkü yeni bir alan, yeni bir kazanç kapısı idi. Ama, bekledikleri gibi olmadı. Bakanlık bir taraftan bireysel eğitim vermeyi engellerken, bir taraftan il sınırı, komşu il sınır gibi uygulamalar getirirken başlarına gelecekleri hesap edemediler. Çok para kazanacaklarını zannettiler ama öyle olmadı, sayı arttıkça fiyat düşecektir. Sonunda kurumsal şirketler ayakta kalıp sektörde hayat bulacaklardır.

SONUÇ: Aslında ertelenen bir şey yok. İşveren yükümlüğü öteden beri var. Onlar aynı şekilde devam edecek. Sadece hekim ve iş güvenliği uzmanı istihdamı öteleniyor o kadar. Sokaktaki algı ise, Kanun ertelendi, hatta Kanun iptal edilmiş şeklinde algılanıyor. Buna benzer bir konu 2007 seçimleri öncesinde dönemin DP Genel Başkanı Mehmet AĞAR, Diyarbakır’da teröristlere bir çağrıda bulunmuştu. Dağda silah sıkacaklarına insinler düz ovada siyaset yapsınlar demişti. Bu söz, Türk halkında öylesine bir yankı bulmuştu ki. Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yanlışı da eklendiğinde baraj altına gitti ve siyaset tarihinin derinliklerine gömüldü. Ama şimdi hükümet her hafta İmralı ile görüşüyor, nereden nereye.


İşte, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun da akibeti böyle olmaz inşallah. Çünkü kamu, özel, sokak, herkes bu Kanun artık uygulanmaz diyor da ondan. Aslolan sokağın sesi. Sektörde birçoğunun derdi sadece para kazanmak, gerisi teferruat.
Kanunu yaparken sokağın sesini ve damdan düşeni dinlemezseniz olacağı buydu.

Yorumlar