Hürrem Sultan nasıl kurtulur?
Hürrem Sultan İş Kanunu'na göre nasıl kurtulur?
Hürrem Sultan’ın başına gelenler hepinizin malumu.
Türkiye televizyon tarihinin ticari açıdan en başarılı
yapımlarından biri olan Muhteşem Yüzyıl’da Hürrem Sultan’ı oynayan
Meryem Üzerli, dizi çekimlerini yarıda bırakıp Almanya’ya
döndü.
Üzerli’nin doktorların “tükenmişlik sendromu” olarak adlandırdığı
bir psikolojik ruh halinde olduğu söyleniyor. İki haftadır
Almanya’da bir klinikte tedavi gören Üzerli’ye doktorların
“savaştan dönen biri gibi bir ruh haline sahip olduğunu”
söyledikleri, yoğun bir tedavi programına başladıkları, ailesi
dahil kimselerle görüşmesine izin vermedikleri söylenmekte.
Peki Meryem Üzerli’nin yaşadıklarının magazin haberleri ötesinde ne
anlamı var?
Bu yazımızda bunu biraz deşelim ve dizi sektörünü konuşalım
istiyoruz.
Yoğun Çalışma Saatleri Yaşam-İş Dengesini
Yitiriyor
Öncelikle Meryem Üzerli’nin ne halde olduğunu erkek arkadaşı Can
Ateş’ten dinleyelim: “Doktorlar 1 yıl, 1.5 yıl hapis yatmış insan
psikolojisindesin diyorlar. Savaştan dönen biri gibi tanımlıyorlar
Meryem’in ruh halini. Hastalığına yapımcı da dahil inanan yok ama…"
Can Ateş’in dediğine göre Meryem’in bu yaşadıkları yeni değil,
defalarca sette bayılıyor, “ruhen ve psikolojik olarak
çöktüm” diyor ancak kimseye dinletemiyor.
“Çok yoğun mu çalışıyordu Meryem?” sorusuna şöyle cevap veriyor Can
Ateş: “Her gün 7,45’te alıyorlar. Kaçta yatarsa yatsın 7.45’te
hazırdır Meryem. Tek bir gün aksatmadı. En erken akşam 20.00’de
döner eve, en geç 23.00’te... Yemek mi yesin, dışarı mı
çıksın, dinlensin mi? Yarın sabah 07.45’e kadar 8 sayfa ezber
yapmak zorunda bir de. Türkçe’yi iki yıl önce öğrenmiş biri. Bu
yüzden her sayfayı yazarak çalışıyor, ezber yapıyor, inanılır bir
tempo değildi...”
Günde 13-14 saat haftada 7 gün çalışmak
Şöyle devam ediyor Can Ateş: “5 gün böyle çalışıyordu. İki
gün izin günü vardı. Onda da reklam çekimleri, röportajlar. Pazar
günü yeniden pazartesi rolüne çalışmak zorunda... Sonunda iflas
etti. Şaka değil bu. Almanya’da doktorlar söylüyor, palavradan
alınmış raporlar değil bunlar...”
Peki ne istiyordu Meryem diye soruyorlar, Can Ateş’e, şöyle cevap
veriyor: “Meryem’in istediği tek bir şey var: Para pul değil,
hayatında denge istiyor. Bu yoğun iş temposu hayatını
altüst ediyor. Normal saatlerde çalışsın, kendine ve hayatına zaman
ayırabilsin. Mutlu olsun. Bunların hepsi hayatında bir
denge içinde olsun.”
Kul Kırılır Yen İçinde mi Kalır?
Bunlar Meryem Üzerli’nin yakınlarından öğrendiklerimiz. Ancak
basında çıkan haberlere göre diziyi terkederek Almanya’ya gidişinin
nedeni ile ilgili spekülasyonlar var.
Örneğin dizinin yapımcısı Timur Savcı yaptığı açıklamada “Muhteşem
Yüzyıl dizisinin setindeki çalışma koşullarıyla ilgili yaratılmaya
çalışılan olumsuz hava komik ve asılsızdır. Set ekibimiz, tüm
oyuncularımız ve hatta misafir ettiğimiz konuk oyuncularımız bile
bu setin çalışma şartlarının Türkiye’deki standartların çok
üzerinde olduğunu doğrulayacaktır.” diyor.
Yine yapımcı Savcı devamında şöyle söylemiş: “Biz, konuyla ilgili,
hiçbir basılı, yazılı ve sosyal medyadaki spekülasyonlara dahil
olmadık çünkü bir başrol oyuncusunun, sezonun sonuna gelirken
sağlık sorunlarını bahane ederek, seti terketmesini bir
toplumsal mesele olarak görmüyoruz ve bu hale getirilmesinden son
derece rahatsızız. Bizce ‘kol kırılır, yen içinde
kalır.”
Peki, gerçekten kol kırılıp yen içinde mi
kalmalı?
Yapımcı Timur Savcı’nın bahsettiği “dizi setlerindeki çalışma
koşullarının Türkiye standartları” nerede?
Her Hafta 90 Dakikalık Dizi Çekmek Nedir Bilir
misiniz?
Aslında dizi setlerindeki “Türkiye standartları”ndaki çalışma
koşullarının ne olduğunu herkes biliyor. Setçisinden kemaramanına,
senaristinden makyözüne kadar tüm dizi ve set çalışanlarının çok
ağır koşullar altına çalıştığını sektörü yakından tanıyan herkes
çok iyi biliyor.
Sektördeki çalışanlar zaman zaman 48 saate varan sürelerle
kesintisiz çalıştırılıyor. Setlerde işten çıkartılmak çok kolay;
yapımcı yada yönetmen yarın gelme dedi mi olay bitiyor. Çoğu zaman
sigortasız çalışma olduğu için işsizlik ödeneğinden de
yararlanamıyor çalışanlar. Sigortalı gösterilenlerin de gerçek
ücretleri üzerinden bildirilmediği görülmekte. Bölüm başına
10 bin TL alan bir yönetmen asistanı kayıtlara göre asgari ücret
üzerinden sigortalı.
Oyuncular Sendikası’nın üstün gayretleri sonunda dizi
çalışanlarının bazen kesintisiz günlerce, çoğu zaman
sigortasız, dinlenme ve ara verilmeden çalıştırıldığı, sosyal
güvenlik haklarının verilmediği, İş Kanunu’nun
uygulanmadığı daha önce de gündeme gelmişti. Dizi
sektöründeki çalışanların dayanışma dernekleri de AKM önünde
defalarca eylem düzenledir ve isyan noktasına geldiklerini
haykırdılar.
Yani anlayacağınız İş Kanunu setlerde hak getire!
İş Kanunu uyarınca birçok hakları var
Oysa dizi sektörü çalışanlarının da hakları var.
İş Kanununa göre kimse kendi rızası olmadan fazla çalıştırılamaz.
Kanuna göre fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270
saatten fazla olamaz. Yani set emekçilerini diziye bölüm
yetişecek diye ara dinlenme-tatil demeden çalıştırmak, yapımcı daha
fazla kar etsin diye günler boyunca gece gündüz sette sabahlatarak
az çalışanla çok iş çıkartmaya çalışmak, yıllık 270 saatten çok
fazla mesai yaptırmak kanuna aykırıdır. Dahası, fazla mesai
karşılığında ücretleri zamlı verilmek zorunda. İş Kanunu
gereğince ara dinlenmesi, ücreti, fesih hakları, tazminatları yani
tüm hakları verilmek zorunda…
5510 sayılı Kanun başrol oyuncusundan ışıkçıya, makyözden setçiye
kadar tüm sanat ve kültür çalışanlarını 4/a sigortalısı,
yani eski tabiriyle SSK’lı yapmıştır. Kanun bu çalışanları
4 üncü maddede özel olarak tek tek sayar. İşverene bağlı çalışan
oyuncular ve sanat emekçileri hizmet akdine tabi çalışmaktadır.
Ancak eser akdi ile çalışanlar bunun dışındadır. Dolayısıyla dizi
çalışanlarının işsizlik sigortası dahil tüm sosyal güvenlik
haklarından da yararlandırılması gerekir.
2 Milyar Dolarlık Bir Dizi Sektörü
Meryem Üzerli insanlık dışı çalışma koşulları yüzünden
“ruhen ve psikolojik olarak çöküntü geçirdiği”
için mi yoksa başka bir hesapla mı diziden ayrıldı kesin olarak
bilmiyoruz.
Ancak kesin olarak bildiğimiz bir şey var: Dizi sektöründe
çalışanlar insanlık dışı ve aşırı çalışma koşullarına tabi
kalıyorlar ve çalışma koşulları yüzünden psikolojik sorunlar
geçiriyorlar, yıpranıyorlar.
Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyaya dizi satan milyar
dolarlık bir sektör haline gelen Türkiye dizi ve eğlence sektörü
böyle gidemez. Sektör daha fazla kar edebilsin diye, çalışanlar
kendilerinden fedakarlık ettikçe, daha çok bitiyorlar. Oyuncusundan
kameramanına, montajcısından asistanına, ışıkçısından senaristine
en aşağıdan en yukarı tüm dizi çalışanları ayni halde,
yaşam-çalışma dengesinin ne olduğunu unutmuş halde.
Ancak bu durum böyle gitmez…
Hürrem Sultan Nasıl Kurtulur?
Meryem Üzerli artık Muhteşem Yüzyıl’da oynamayacak. Onun
canlandırdığı Hürrem Sultan’ı artık Vahide Gördüm’ün oynayacağı
haberleri geliyor. Ancak Üzerli’nin yerine kim gelirse gelsin, dizi
sektöründeki koşullar böyle olduğu sürece, onun da ayni hale
düşeceği aşikar.
Hem Hürrem Sultan hem de tüm dizi çalışanları nasıl kurtulur? Bunun
bir tek cevabı var, İş Kanunu’nun emrettiği, Uluslararası Çalışma
Örgütü’nün vurguladığı “insanca çalışma”
koşullarının ülkemizde hakim kılınması ile.
Dizi sektörü kurumsallaşacak ise çalışma koşullarını düzeltmeli,
emekçinin teri üzerinden kar etme modelini terketmeli. Ortadoğu
başta olmak üzere onlarca ülkeye dizi ihraç eden bu sektörün artık
kayıtdışı olmaktan çıkması zorunlu. Sektörde çalışanlarının
nerede ise İngilterenin sanayi devrimi dönemindeki şartlarda, günde
20 saate varan şekilde, hakları verilmeden, sigortasız, iş
güvencesiz çalıştırılması artık son bulmalıdır.
İnsanca Çalışma Koşulları Sağlanmalı
Dizi ve sinema sektörünün yola gelmesi iki adımın atılmasını
gerektiriyor:
Öncelikle SGK’nın sektöre asgari işçilik uygulaması zorunlu. Asgari
işçilik bir işin yapılması için gerekli en az işçi miktarının
tespit edilmesi demek. İşveren sigortalı gösterse de göstermese de
ayni primi ödemek zorunda kalıyor.
İkinci olarak ise İş Kanunu gereğince denetimlerin artması gerek.
Sektörün Çalışma Bakanlığı’nca iş ve sosyal güvenlik alanında
kapsamlı bir denetime alması, kamu otoritesince işverenlere yasal
yükümlülükleri konusunda sağlıklı bilgi verilmesi, Oyuncular
Sendikası gibi sivil toplum örgütleri ile diyalog halinde iş
koşullarının düzeltilmesi gerek.
Yoksa çalışanın daha fazla çalışma üzerinden sınırsız kar elde
etmeyi hedef edinmiş dizi sektörü ne kurumsallaşıp Holywood gibi
bir küresel sektör haline gelebilir, ne de dizi sektörünün
çalışanlarının yaşam koşulları düzelebilir.
Özetle artık, dizi setlerinde “Türkiye standartları” son
bulmalı, “insani çalışma standartları” gelmelidir. Yoksa
olan dizi sektörününün emekçilerine olur, olan başarılı oyunculara,
alının akıyla çalışan sektör emekçilerine olur…
Sorularınız için:
---
Kıssadan Hisse
“Akıllı adam ne söyleyeceğini bilir, bilge
adamsa neyi nerede söyleyeceğini.”
---
Emeklilik tarihini hesaplatmak isteyen
okurlarımızın T.C. kimlik numarası, SSK sigorta sicil numarası,
Bağ-Kur numarası, ay-gün-yıl olarak doğum tarihi, askerlik yaptığı
ve terhis olduğu tarihleri, askerlik süresini, er olarak yada yedek
subay olarak yaptığını, ilk işe giriş tarihi (ilk kez sigortalı
olarak çalışmaya başlanılan tarih), hizmet dökümü, doğum
borçlanması için çocukların doğum tarihlerini, özürlü ise özürlülük
rapor oranını, vergi indirimi yazısı alıp almadığı bilgilerinin
tümünü eksiksiz göndermeleri gerekmektedir. Tarihlerin ay, yıl ve
gün şeklinde gönderilmesi gerekir.
Yazarın tüm yazıları
için: