Bakan bakanın ne onduğunu ne öldüğünü...
Sanki Çiller'le, Yılmaz'ın milli eğitim bakanları kapışıyor... Tam bi kara mizah!..
Türk insanının mütemmimi gibi ruhuna
yapışmış adeta...
Halef selefini sevmiyor, selef halefinden
nefret ediyor...
Hadi diyelim eskiden iktidar partileri değişince bakanların
ideolojileri de değişirdi...
Yani;
Halefin selefi sevmemesi, selefin halefe demediğini bırakması
anlaşılır şeydi...
Yahu bu Ak Partili halef - selef bakanlara ne oluyor
peki?..
Eğer farklı ideplojileri varsa neden Ak Parti çatısı altında
siyaset yaptılar...
Yok, eğer aynı yolun yolcusuysalar; nedir bu kavga?..
Nedir bu çekemezlik?..
Halef olan Bakan Dinçer, selef bakan
Nimet Baş için:
"Onun döneminde ihtiyaç duyduğumuz öğretmenlerin ancak
yüzde 50'sini alabiliyorduk" diyor,
diyebiliyor..:
Yani;Selefini karalıyor...
Selefi boş durur mu?..
O da diyor ki;
"Ben eş durumu sorununa insani gerekçelerle yaklaşırım.
Başka bakan farklı davranabilir. Susuyorum ama benim patlamam da
kötü olur"...
Vay anasını be!..
Demek ki Hanımefendi "insani"
yaklaşırmış...
Bu demek ki Dinçer'in yaklaşımı
"insani" değil...
Ve...
Hanımefendi bir patlarsa çok fena olurmuş...
Sanki Çiller'le, Yılmaz'ın milli eğitim bakanları
kapışıyor...
Tam bi kara mizah!..
Ya da bakan bakanın ne onduğunu istermiş, ne öldüğünü
misali...
Arabulucu
aranmaktadır...
Aaaabi ya gelin vazgeçin şu "arabulucu"
işinden...
Aaabi bu iş bizde sökmez...
Bizde "bilirkişi" bile genellikle
"bilmezkişi" demektir...
Bizim "bilirkişiler" tuttukları tarafa göre
rapor düzelerler...
Arabulucu çok mu farklı olacak
yani?..
"Aaabi yaa, benim arabulucu beni eczaneye sattı biliyo
musun?"
Veya;
"Yuh ulan senin arabuluculuğuna!.. Sen arabuluculuk
yapacağına doktorla benim aramı bozdun be!"..
Yani zor iş bu arabuluculuk...
Bana göre sakın ola bu işe kalkışmasınlar...
Ya da şimdiden uyarayım:
Yakında gazetelerde "arabuluculuk kurumunda büyük
yolsuzluk" şeklinde manşet görürsek
şaşırmayalım...
İmam hatiplilere gün
doğdu..
Duydunuz mu?..
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni çalışmasına göre, önce eğitim
fakültelerinin puanları yükseltilecek. Öğretmen olmak isteyen
liseliler sınavdan önce mülakata girecekmiş...
Şu "mülâkat" (karşılıklı konuşarak sınama)
işine oldum olası karşıyım...
Çünkü...
Mülâkata katılan öğretmen idolojik yanı ağır basan biriyse,
karşıt görüşlü bir öğretmen adayı ağzıyla kuş tutsa sınavı
kazanamaz...
Düşünebiliyor musunuz?..
Aydın Doğan gibi bir mülâkat hocası;
Tansu Çiller gibi de bir öğretmen adayı
buluştular...
Aydın Doğan soracak:
"Üç kulhuvallah bie Elam oku, dişlerimi
kırayım"...
"Dişlerinizi kıranızı istemiyorum, dayanamam, size
kıyamam"...
"Çık dışarı kaldın"...
Yani...
Mülâkat varsa torpil de var demektir ki;
eğer bu sistem uygulanırsa önümüzdeki süreçte bütün
öğretmenlerimizin imam hatip kökenli olacağını iddia etmek
"abes" sayılmamalıdır...