Babaannem rahmetli, “zenginin keyfi gelinceye kadar
fukaranın canı çıkar” derdi o güzelim Bulgaristan
Türk’ü şivesiyle.
Hem de, kendisi fakirlik görmediği halde derdi o
lafı…
Dedeciğim merhum kendisini almaya gelen çıraklardan birini
beklettiğinde derdi hem de…
Ama hiç bi defa bile bekleyen çırağa kızdığını, onlardan
biri için, “Eminönü’ndeki caminin önünde bekleyen
güvercinler gibi biri önlerine yem atsın diye bekliyolar”
dediğini duymadım…
Neden duymadım?..
Çünkü rahmetli iyi insandı…
Yüreğinde “Allah korkusu” vardı…
Allah korkusu olmayanlar halkı aç bırakıp, işsiz, güçsüz,
aşsız koyup sonra da “biri önlerine yem atsın diye güvercin
gibi bekliyolar” diyenlerdir…
Evet evet bu tipler yüreklerinde Allah korkusu
olmayanlardır.
Sana söylüyom Milli Eğitim Bakanı Bey sana
sesleniyom:
Senin yüreğinde Allah korkusu yok
mu?..
Sen hiç ölmeyecek misin?.
Ölünce hesaba çekilmeyecek
misin?..
Çekilince ne diyeceksin Allah’ın
meleklerine?..
Günahtır günah Bakan Bey!..
Eğer o atama beleyen öğretmenler çoluk çocuklarının,
ailelerinin ihtiyacı olmasa sokaklarda bekleşirler mi?..
Senin tabirinle önlerine yem atılmayı bekleyen güvercin gibi
çaresizlik içinde olurlar mı?..
Ayıptır Bakan Bey ayıptır…
Günahtır…
Ve hatta görevinin sana verdiği yetkiyi o insanlar için
kullanmadığından ötürü suçtur…
Allah seni ıslah etsin inşallah…