Hürrem Sultan nasıl kurtulur?

Hürrem Sultan İş Kanunu'na göre nasıl kurtulur?

Bünyamin Esen bunyaminesen@internethaber.com


Hürrem Sultan’ın başına gelenler hepinizin malumu.

Türkiye televizyon tarihinin ticari açıdan en başarılı yapımlarından biri olan Muhteşem Yüzyıl’da Hürrem Sultan’ı oynayan Meryem Üzerli, dizi çekimlerini yarıda bırakıp Almanya’ya döndü.

Üzerli’nin doktorların “tükenmişlik sendromu” olarak adlandırdığı bir psikolojik ruh halinde olduğu söyleniyor. İki haftadır Almanya’da bir klinikte tedavi gören Üzerli’ye doktorların “savaştan dönen biri gibi bir ruh haline sahip olduğunu” söyledikleri, yoğun bir tedavi programına başladıkları, ailesi dahil kimselerle görüşmesine izin vermedikleri söylenmekte.

Peki Meryem Üzerli’nin yaşadıklarının magazin haberleri ötesinde ne anlamı var?

Bu yazımızda bunu biraz deşelim ve dizi sektörünü konuşalım istiyoruz.


Yoğun Çalışma Saatleri Yaşam-İş Dengesini Yitiriyor

Öncelikle Meryem Üzerli’nin ne halde olduğunu erkek arkadaşı Can Ateş’ten dinleyelim: “Doktorlar 1 yıl, 1.5 yıl hapis yatmış insan psikolojisindesin diyorlar. Savaştan dönen biri gibi tanımlıyorlar Meryem’in ruh halini. Hastalığına yapımcı da dahil inanan yok ama…" Can Ateş’in dediğine göre Meryem’in bu yaşadıkları yeni değil, defalarca sette bayılıyor, “ruhen ve psikolojik olarak çöktüm” diyor ancak kimseye dinletemiyor.

“Çok yoğun mu çalışıyordu Meryem?” sorusuna şöyle cevap veriyor Can Ateş: “Her gün 7,45’te alıyorlar. Kaçta yatarsa yatsın 7.45’te hazırdır Meryem. Tek bir gün aksatmadı. En erken akşam 20.00’de döner eve, en geç 23.00’te... Yemek mi yesin, dışarı mı çıksın, dinlensin mi? Yarın sabah 07.45’e kadar 8 sayfa ezber yapmak zorunda bir de. Türkçe’yi iki yıl önce öğrenmiş biri. Bu yüzden her sayfayı yazarak çalışıyor, ezber yapıyor, inanılır bir tempo değildi...”


Günde 13-14 saat haftada 7 gün çalışmak

Şöyle devam ediyor Can Ateş: “5 gün böyle çalışıyordu. İki gün izin günü vardı. Onda da reklam çekimleri, röportajlar. Pazar günü yeniden pazartesi rolüne çalışmak zorunda... Sonunda iflas etti. Şaka değil bu. Almanya’da doktorlar söylüyor, palavradan alınmış raporlar değil bunlar...”

Peki ne istiyordu Meryem diye soruyorlar, Can Ateş’e, şöyle cevap veriyor: “Meryem’in istediği tek bir şey var: Para pul değil, hayatında denge istiyor. Bu yoğun iş temposu hayatını altüst ediyor. Normal saatlerde çalışsın, kendine ve hayatına zaman ayırabilsin. Mutlu olsun. Bunların hepsi hayatında bir denge içinde olsun.”



Kul Kırılır Yen İçinde mi Kalır?

Bunlar Meryem Üzerli’nin yakınlarından öğrendiklerimiz. Ancak basında çıkan haberlere göre diziyi terkederek Almanya’ya gidişinin nedeni ile ilgili spekülasyonlar var.

Örneğin dizinin yapımcısı Timur Savcı yaptığı açıklamada “Muhteşem Yüzyıl dizisinin setindeki çalışma koşullarıyla ilgili yaratılmaya çalışılan olumsuz hava komik ve asılsızdır. Set ekibimiz, tüm oyuncularımız ve hatta misafir ettiğimiz konuk oyuncularımız bile bu setin çalışma şartlarının Türkiye’deki standartların çok üzerinde olduğunu doğrulayacaktır.” diyor.

Yine yapımcı Savcı devamında şöyle söylemiş: “Biz, konuyla ilgili, hiçbir basılı, yazılı ve sosyal medyadaki spekülasyonlara dahil olmadık çünkü bir başrol oyuncusunun, sezonun sonuna gelirken sağlık sorunlarını bahane ederek, seti terketmesini bir toplumsal mesele olarak görmüyoruz ve bu hale getirilmesinden son derece rahatsızız. Bizce ‘kol kırılır, yen içinde kalır.

Peki, gerçekten kol kırılıp yen içinde mi kalmalı?

Yapımcı Timur Savcı’nın bahsettiği “dizi setlerindeki çalışma koşullarının Türkiye standartları” nerede?


Her Hafta 90 Dakikalık Dizi Çekmek Nedir Bilir misiniz?

Aslında dizi setlerindeki “Türkiye standartları”ndaki çalışma koşullarının ne olduğunu herkes biliyor. Setçisinden kemaramanına, senaristinden makyözüne kadar tüm dizi ve set çalışanlarının çok ağır koşullar altına çalıştığını sektörü yakından tanıyan herkes çok iyi biliyor.

Sektördeki çalışanlar zaman zaman 48 saate varan sürelerle kesintisiz çalıştırılıyor. Setlerde işten çıkartılmak çok kolay; yapımcı yada yönetmen yarın gelme dedi mi olay bitiyor. Çoğu zaman sigortasız çalışma olduğu için işsizlik ödeneğinden de yararlanamıyor çalışanlar. Sigortalı gösterilenlerin de gerçek ücretleri üzerinden bildirilmediği görülmekte. Bölüm başına 10 bin TL alan bir yönetmen asistanı kayıtlara göre asgari ücret üzerinden sigortalı.

Oyuncular Sendikası’nın üstün gayretleri sonunda dizi çalışanlarının bazen kesintisiz günlerce, çoğu zaman sigortasız, dinlenme ve ara verilmeden çalıştırıldığı, sosyal güvenlik haklarının verilmediği, İş Kanunu’nun uygulanmadığı daha önce de gündeme gelmişti. Dizi sektöründeki çalışanların dayanışma dernekleri de AKM önünde defalarca eylem düzenledir ve isyan noktasına geldiklerini haykırdılar.

Yani anlayacağınız İş Kanunu setlerde hak getire!


İş Kanunu uyarınca birçok hakları var

Oysa dizi sektörü çalışanlarının da hakları var.

İş Kanununa göre kimse kendi rızası olmadan fazla çalıştırılamaz. Kanuna göre fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamaz. Yani set emekçilerini diziye bölüm yetişecek diye ara dinlenme-tatil demeden çalıştırmak, yapımcı daha fazla kar etsin diye günler boyunca gece gündüz sette sabahlatarak az çalışanla çok iş çıkartmaya çalışmak, yıllık 270 saatten çok fazla mesai yaptırmak kanuna aykırıdır. Dahası, fazla mesai karşılığında ücretleri zamlı verilmek zorunda. İş Kanunu gereğince ara dinlenmesi, ücreti, fesih hakları, tazminatları yani tüm hakları verilmek zorunda…

5510 sayılı Kanun başrol oyuncusundan ışıkçıya, makyözden setçiye kadar tüm sanat ve kültür çalışanlarını 4/a sigortalısı, yani eski tabiriyle SSK’lı yapmıştır. Kanun bu çalışanları 4 üncü maddede özel olarak tek tek sayar. İşverene bağlı çalışan oyuncular ve sanat emekçileri hizmet akdine tabi çalışmaktadır. Ancak eser akdi ile çalışanlar bunun dışındadır. Dolayısıyla dizi çalışanlarının işsizlik sigortası dahil tüm sosyal güvenlik haklarından da yararlandırılması gerekir.


2 Milyar Dolarlık Bir Dizi Sektörü

Meryem Üzerli insanlık dışı çalışma koşulları yüzünden “ruhen ve psikolojik olarak çöküntü geçirdiği” için mi yoksa başka bir hesapla mı diziden ayrıldı kesin olarak bilmiyoruz.

Ancak kesin olarak bildiğimiz bir şey var: Dizi sektöründe çalışanlar insanlık dışı ve aşırı çalışma koşullarına tabi kalıyorlar ve çalışma koşulları yüzünden psikolojik sorunlar geçiriyorlar, yıpranıyorlar.

Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyaya dizi satan milyar dolarlık bir sektör haline gelen Türkiye dizi ve eğlence sektörü böyle gidemez. Sektör daha fazla kar edebilsin diye, çalışanlar kendilerinden fedakarlık ettikçe, daha çok bitiyorlar. Oyuncusundan kameramanına, montajcısından asistanına, ışıkçısından senaristine en aşağıdan en yukarı tüm dizi çalışanları ayni halde, yaşam-çalışma dengesinin ne olduğunu unutmuş halde.

Ancak bu durum böyle gitmez…


Hürrem Sultan Nasıl Kurtulur?

Meryem Üzerli artık Muhteşem Yüzyıl’da oynamayacak. Onun canlandırdığı Hürrem Sultan’ı artık Vahide Gördüm’ün oynayacağı haberleri geliyor. Ancak Üzerli’nin yerine kim gelirse gelsin, dizi sektöründeki koşullar böyle olduğu sürece, onun da ayni hale düşeceği aşikar.

Hem Hürrem Sultan hem de tüm dizi çalışanları nasıl kurtulur? Bunun bir tek cevabı var, İş Kanunu’nun emrettiği, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün vurguladığı “insanca çalışma” koşullarının ülkemizde hakim kılınması ile.

Dizi sektörü kurumsallaşacak ise çalışma koşullarını düzeltmeli, emekçinin teri üzerinden kar etme modelini terketmeli. Ortadoğu başta olmak üzere onlarca ülkeye dizi ihraç eden bu sektörün artık kayıtdışı olmaktan çıkması zorunlu. Sektörde çalışanlarının nerede ise İngilterenin sanayi devrimi dönemindeki şartlarda, günde 20 saate varan şekilde, hakları verilmeden, sigortasız, iş güvencesiz çalıştırılması artık son bulmalıdır.



İnsanca Çalışma Koşulları Sağlanmalı

Dizi ve sinema sektörünün yola gelmesi iki adımın atılmasını gerektiriyor:

Öncelikle SGK’nın sektöre asgari işçilik uygulaması zorunlu. Asgari işçilik bir işin yapılması için gerekli en az işçi miktarının tespit edilmesi demek. İşveren sigortalı gösterse de göstermese de ayni primi ödemek zorunda kalıyor.

İkinci olarak ise İş Kanunu gereğince denetimlerin artması gerek. Sektörün Çalışma Bakanlığı’nca iş ve sosyal güvenlik alanında kapsamlı bir denetime alması, kamu otoritesince işverenlere yasal yükümlülükleri konusunda sağlıklı bilgi verilmesi, Oyuncular Sendikası gibi sivil toplum örgütleri ile diyalog halinde iş koşullarının düzeltilmesi gerek.

Yoksa çalışanın daha fazla çalışma üzerinden sınırsız kar elde etmeyi hedef edinmiş dizi sektörü ne kurumsallaşıp Holywood gibi bir küresel sektör haline gelebilir, ne de dizi sektörünün çalışanlarının yaşam koşulları düzelebilir.

Özetle artık, dizi setlerinde “Türkiye standartları” son bulmalı, “insani çalışma standartları” gelmelidir. Yoksa olan dizi sektörününün emekçilerine olur, olan başarılı oyunculara, alının akıyla çalışan sektör emekçilerine olur…

Sorularınız için:


---

Kıssadan Hisse

“Akıllı adam ne söyleyeceğini bilir, bilge adamsa neyi nerede söyleyeceğini.”

---




Emeklilik tarihini hesaplatmak isteyen okurlarımızın T.C. kimlik numarası, SSK sigorta sicil numarası, Bağ-Kur numarası, ay-gün-yıl olarak doğum tarihi, askerlik yaptığı ve terhis olduğu tarihleri, askerlik süresini, er olarak yada yedek subay olarak yaptığını, ilk işe giriş tarihi (ilk kez sigortalı olarak çalışmaya başlanılan tarih), hizmet dökümü, doğum borçlanması için çocukların doğum tarihlerini, özürlü ise özürlülük rapor oranını, vergi indirimi yazısı alıp almadığı bilgilerinin tümünü eksiksiz göndermeleri gerekmektedir. Tarihlerin ay, yıl ve gün şeklinde gönderilmesi gerekir.

Yazarın tüm yazıları için: