Çocuğunuz bir dâhi olabilir mi?

Verimli ve üretken bir insan kaynağına sahip olmamız için eğitim sisteminde okul otonomluğu, müfredat otonomluğu ve nihayet öğretmen otonomluğu gerekiyor.

Salim Kocabaş salimkocabas@internethaber.com

Bir toplantıda Tayvan büyükelçisini dinlemiştim. Hiçbir doğal kaynağa sahip olmamalarına rağmen bugün zengin ve kalkınmış bir ülke olduklarını, bunun nedenini insan kaynaklarına yani eğitime önem vermeleriyle açıklamıştı.

İklim, toprak ve birkaç maden dışında doğal zenginliğinin pek fazla olmadığı düşünüldüğünde, ülkemizde insana ne kadar değer verilmesi gerektiği daha net anlaşılıyor.

Üstün yetenekli çocuklar ve yaratıcı zekâ ile ilgili kitapları şöyle bir karıştırdığınızda eğitimde çok önemli bir yoklukla yüzleşiyorsunuz. Otonomi. Normal eğitimin olmazsa olmaz koşulu otonomi (bir sistem içinde bağımsız karar verme) üstün yetenekli çocukların eğitiminde çok daha önemli hale geliyor.

Ancak bu yazıda konumuz dahilerin eğitimi değil. Çünkü dâhilerin sistematik biçimde eğitimi sözkonusu değildir. Dâhiler için bir eğitim sisteminden ziyade rehberlik sistemi düşünülür.

Dâhilerin hangi kişilik özelliğini ele alırsanız alın, bağımsız davranma ve toplum normallerine (veya normlarına) uyamama eğiliminde olduklarını görürsünüz. Onları biraz yakından tanıdığınızda "umarım dahi bir çocuğum olmaz" diye aklınızdan geçirebilirsiniz.

Yaratıcı zekânın özellikleri sizi korkutabilir. Feministler bozulabilir ama daha çok erkeklerde görülüyor. Bağımsızlıkla ilişkisi düşündüldüğünde erkeklerde daha çok görülmesi mantıklı geliyor.

Bir dahiyi nasıl tanırsınız? Bir hikâye ile başlayalım. Mozart bir kilisede konser verir. Konser sonunda bir kız çocuğu yanına yaklaşarak “ Ben dört yıldan beri piyano çalıyorum ama bir yere gelemedim” der. Mozart ona çok çalışmasını, prozodi ve bestekârlık dersleri alması gerektiğini söyler. Kız “ ama siz 6 yaşında iken bile beste yapıyordunuz” diye sorunca Mozart “Evet ama ben kimseye nasıl yapılır diye sormuyordum” der.

Yarı metafizik, şeytani bir yaratılış

Sürekli üretmek ve icra etmek arzusuyla hareket eder. Dışarıdan baskıları ya kabul etmez ya da negatif davranışlarla ret eder. Sanki dıştan bir kudret ve içten bir dürtü onları cenge sürükler.

İç ikilem, haz duyma ve ıstırap çekme

Bir annenin çocuk doğurması gibi duygu taşırlar. Istırap çeker ama eserini yaratmaktan duyduğu hazzın farkındadır.

Son noktayı koyarken olağanüstü bir çaba gösterirler. Goethe Faust’un birinci kısmını 40 yaşında yazmasına rağmen ikinci kısmını yazması 40 yıl sürmüş ve bitirdikten sonra “biraz daha ışık” diyerek ölmüştür. Aslında son noktayı koymak yaratıcı sürecin en verimsiz dönemidir. Buna rağmen son noktayı koymak konusunda çok hassastırlar. İkilemleri onları karar vermede beceriksiz kılar.

Diğergamlık

Yaşamın gerçeklik prensibini göz önünde tutarak, eğer bir kimse para, zenginlik ya da kudret için eğilmezse, o kişi çok özel bir kişidir. Dahi bunları amaç edinemez.

Sürekli yaşam arzusu ve dürtüsü

Normal insanlar farkında olmasalar da  hatıra, mal, mülk, çoluk çocuk duygularıyla ölümsüzlük fantezisi yaşarken, onlar özgün eserlerle ölümsüzlük oyunu oynarlar.

İcat edebilme yeteneği

Özellikle edebiyat açısından baktığımızda, aslında her şey söylenmiş ve yazılmıştır. Ama dahiler kendileri için yaratırlar dolayısı ile daha önce yazılmış ya da söylenmiş olmasının çok da önemi yoktur. Dışardan bir bakışla yani maşeri vicdan ya da Jung’un “Müşterek Bilinçötesi” arktetiplerini kullanarak yeniden yaratır.

İçsel materyali mükemmel kullanabilme yeteneği

Hiçbir kimse hiçbir kimseye sanatkarlık aşılayamaz. Yani doğuştan geliyor bu dâhilik veya hastalık.

Evrensel zihin

Yine bağımsız düşünme ve ilgi alanının genişliği. Onları sürekli karar değiştirirken görürsünüz (etrafınızda varsa). Kararları genellikle irrasyoneldir. Belki de belirli bir alanın az veya çok diğer tüm alanlarla olan ilgisini görüyor ve kendi esas alanlarına katkı sunacağını düşünüyorlardır. Okyanus gibi engin ve derin olabiliyorlar böylece.

Sebat ve ısrarlılık

Bu bildiğimiz sebattan biraz farklı. Normal insanlar için dışarıdan gelen motivasyon ve başarı dürtüsü onlara sosyal bir statü kazandırıyor. Ancak dahiler disiplin dışı içten gelen bir ısrarlılık gösterirler. Yani böyle bir çocuğunuz varsa onları motive etmeye çalışmayın. Ancak sizin rehberliğinize hep ihtiyacı olacak.

Evet eğitim sistemi dâhi yetiştirmez, çünkü onlar kendi kendilerini yetiştirirler. Dahiler her alanda otonomdurlar zaten. Ancak eğitim sisteminde okul otonomluğu, müfredat otonomluğu ve nihayet öğretmen otonomluğu verimli ve üretken insan kaynağına sahip olmamız için şart. Sonuçta her birey bir yönüyle üstün yeteneklidir. 

 Kaynak: Üstün Zekâlı ve Yetenekli Çocukların Eğitimi, Norma E. Cutss, Nicholas Moseley, Türkçesi: İsmail Ersevim.