Bakan bakanın ne onduğunu ne öldüğünü...

Sanki Çiller'le, Yılmaz'ın milli eğitim bakanları kapışıyor... Tam bi kara mizah!..

Adil Yargıcı adilyargici@internethaber.com

Türk insanının mütemmimi gibi ruhuna yapışmış adeta...
Halef selefini sevmiyor, selef halefinden nefret ediyor...
Hadi diyelim eskiden iktidar partileri değişince bakanların ideolojileri de değişirdi...
Yani;
Halefin selefi sevmemesi, selefin halefe demediğini bırakması anlaşılır şeydi...
Yahu bu Ak Partili halef - selef bakanlara ne oluyor peki?..
Eğer farklı ideplojileri varsa neden Ak Parti çatısı altında siyaset yaptılar...
Yok, eğer aynı yolun yolcusuysalar; nedir bu kavga?..
Nedir bu çekemezlik?.. 
Halef olan Bakan Dinçer, selef bakan Nimet Baş için:
"Onun döneminde ihtiyaç duyduğumuz öğretmenlerin ancak yüzde 50'sini alabiliyorduk" diyor, diyebiliyor..:
Yani;Selefini karalıyor...
Selefi boş durur mu?..
O da diyor ki;
"Ben eş durumu sorununa insani gerekçelerle yaklaşırım. Başka bakan farklı davranabilir. Susuyorum ama benim patlamam da kötü olur"...
Vay anasını be!..
Demek ki Hanımefendi "insani" yaklaşırmış...
Bu demek ki Dinçer'in yaklaşımı "insani" değil...
Ve...
Hanımefendi bir patlarsa çok fena olurmuş...
Sanki Çiller'le, Yılmaz'ın milli eğitim bakanları kapışıyor...
Tam bi kara mizah!..
Ya da bakan bakanın ne onduğunu istermiş, ne öldüğünü misali...

Arabulucu aranmaktadır...

Aaaabi ya gelin vazgeçin şu "arabulucu" işinden...
Aaabi bu iş bizde sökmez...
Bizde "bilirkişi" bile genellikle "bilmezkişi" demektir...
Bizim "bilirkişiler" tuttukları tarafa göre rapor düzelerler...
Arabulucu çok mu farklı olacak yani?..
"Aaabi yaa, benim arabulucu beni eczaneye sattı biliyo musun?"
Veya;
"Yuh ulan senin arabuluculuğuna!.. Sen arabuluculuk yapacağına doktorla benim aramı bozdun be!"..
Yani zor iş bu arabuluculuk...
Bana göre sakın ola bu işe kalkışmasınlar...
Ya da şimdiden uyarayım:
Yakında gazetelerde "arabuluculuk kurumunda büyük yolsuzluk" şeklinde manşet görürsek şaşırmayalım...


İmam hatiplilere gün doğdu..

Duydunuz mu?..
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni çalışmasına göre, önce eğitim fakültelerinin puanları yükseltilecek. Öğretmen olmak isteyen liseliler sınavdan önce mülakata girecekmiş...
Şu "mülâkat" (karşılıklı konuşarak sınama) işine oldum olası karşıyım...
Çünkü...
Mülâkata katılan öğretmen idolojik yanı ağır basan biriyse, karşıt görüşlü bir öğretmen adayı ağzıyla kuş tutsa sınavı kazanamaz...
Düşünebiliyor musunuz?..
Aydın Doğan gibi bir mülâkat hocası; Tansu Çiller gibi de bir öğretmen adayı buluştular...
Aydın Doğan soracak:
"Üç kulhuvallah bie Elam oku, dişlerimi kırayım"...
"Dişlerinizi kıranızı istemiyorum, dayanamam, size kıyamam"...
"Çık dışarı kaldın"...
Yani...
Mülâkat varsa torpil de var demektir ki;
eğer bu sistem uygulanırsa önümüzdeki süreçte bütün öğretmenlerimizin imam hatip kökenli olacağını iddia etmek "abes" sayılmamalıdır...